Suriye'de 2011 yılından bu yana devam eden iç savaşta kaybolmuş olan 100 binden fazla kadının aileleri, ülkedeki hukuki düzenlemeler nedeniyle ciddi belirsizliklerle karşı karşıya kalıyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve Suriyeli insan hakları gruplarının verilerine göre, çoğunluğu erkek olmak üzere toplam 150 bin ila 170 bin kişi hâlâ kayıp durumda bulunuyor.
14 Yıldır Eşinden Haber Alamayan Kadın
Halep'in yaklaşık 40 kilometre batısındaki Dana kasabasından 33 yaşındaki Nura, eşinin kaybolmasının üzerinden 14 yıl geçtiğini ancak hukuki statüsünün belirsizliğini koruduğunu belirtiyor. Kadın, "Ne bir eş ne de dul bir kadınım" diyerek durumunu özetliyor. Nura, kocasının ailesi tarafından ölüm belgesi alması engellendiği için yeniden evlenemiyor, miras alamıyor ve emekli maaşı talep edemiyor.
İç savaş sürecinde 1 ila 2 milyon kişinin gözaltına alındığı tahmin edilirken, yaklaşık 600 bin kişinin de öldürülüp isimsiz mezarlıklara gömüldüğü değerlendiriliyor. Aralık 2024'te Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki Heyet Tahrir Şam (HTŞ) militanlarının Beşar Esad'ı devirmesiyle savaş sona ermiş olsa da, kayıp yakınlarının hukuki sorunları devam ediyor.
1953 Tarihli Kanun Kadınları Zor Durumda Bırakıyor
Suriye hukukunun temel taşlarından olan 1953 tarihli Ahvâl-i Şahsiye (Kişisel Durumlar) Kanunu, kaybolan kişilerin ölü ilan edilmesi konusunda katı kurallar getiriyor. Kanuna göre, kayıp bir kişi ancak 80 yaşına ulaştığı durumda mahkeme tarafından ölü ilan edilebiliyor. Silahlı çatışma, askeri operasyonlar veya benzeri durumlar nedeniyle kaybolan kişiler için bu süre kaybolma tarihinden dört yıl sonraya indiriliyor.
Kanun aynı zamanda erkek akrabalara önemli hukuki kararlar konusunda yetki tanıyor. Bu durum, Nura gibi kadınların kocalarının ailelerinin rızası olmadan ölüm belgesi alamaması anlamına geliyor. Nura, "Oğlum 18 yaşına gelene kadar herhangi bir resmi belge için onların onayını almak zorundayım" diyerek durumunu açıklıyor. Kadın, imzasının kabul edilmediğini ve kayınvalidesi ile kayınpederinin kendisine destek olmadığını belirtiyor.
Çocuklar da Mağdur Oluyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün kıdemli araştırmacısı Hiba Zayadin konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Suriye'de 100 binden fazla kişinin kayıp durumda olduğunu" belirterek "Bu kişilerin eşleri hukuki ve ekonomik bir boşlukta kalıyor, çocukları ise eğitim ve sağlık hizmetlerine erişmek için gerekli belgelerden mahrum kalıyor" diye açıklıyor.
Zayadin'e göre bu kadınların durumunu değiştirmek, Suriye'de geçiş dönemi adaleti ve cinsiyet eşitliği konusundaki her türlü ciddi görüşmenin merkezinde yer almalı. Kayıp yakınlarının yaşadığı sorunlar sadece bireysel değil, toplumsal bir boyut taşıyor.
Geçiş Hükümeti Reformları Erteliyor
Suriye'deki geçiş hükümeti Kayıp Kişiler Ulusal Otoritesi'ni kurmuş durumda, ancak aile hukukunda gereken önemli reformlar şu ana kadar ertelenmeye devam ediyor. Katar Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi olan Lena-Maria Möller'in Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu ile yaptığı çalışmalara göre, mevcut hukuki çerçeve kadınları ve çocukları dezavantajlı durumda bırakıyor.
Suriye'de yaşanan bu hukuki belirsizlik, sadece ülke içindeki kadınları değil, dünya çapında dağılmış olan Suriyeli diasporayı da etkiliyor. Kayıp yakınlarının hukuki statülerinin netleştirilmesi, hem ülke içi hem de uluslararası boyutta önemli bir konu olmaya devam ediyor.




