ABD Ulusal Arşivi, Nazi yönetimi döneminde Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'ne (NSDAP) üye olan 6,6 milyon Alman'ın kayıtlarını dijital ortama aktararak çevrimiçi erişime açtı. 5 bin mikrofilm rulosundan dijitalleştirilen veriler, 1945'e kadar parti üyesi olan Almanların kimlik bilgilerini içeriyor.
Gerçek üye sayısı daha yüksekti
Dijitalleştirilen kayıtlar Nazi partisi üyelerinin tam listesini yansıtmıyor. Alman Tarih Müzesi'nin kayıtlarına göre 1945'te toplam 8,5 milyon Nazi partisi üyesi bulunuyordu. Bu rakam, dönemin her beş yetişkin Alman vatandaşından birinin en azından kağıt üzerinde Nazi rejimini desteklemiş olduğunu gösteriyor.
ABD'deki dijital arşiv sistemi, kullanıcıların kayıt yaptırmadan doğrudan çevrimiçi arama yapabilmelerine olanak tanıyor. Bu özellik, aile geçmişlerini araştırmak isteyen Almanlar için pratik bir çözüm sunuyor.
Almanya'da farklı erişim koşulları
Tarihçi Johannes Spohr, benzer kayıtların Almanya'da 1994'ten beri Federal Arşiv'de erişilebilir olduğunu, ancak ABD sisteminden farklı kısıtlamaların bulunduğunu açıkladı. Almanya'da koruma süreleri nedeniyle kişisel bilgiler, doğumdan 100 yıl veya ölümden 10 yıl sonra açıklanabiliyor.
Alman mevzuatına göre özel kişiler yalnızca akrabalık bağı bulunan kişiler hakkında dosya inceleyebiliyor. Komşular veya başka kişiler hakkında araştırma yapma imkanı bulunmuyor. Ayrıca Almanya'da veriler çevrimiçi erişime açık değil, sadece yazılı başvuru ile edinilebiliyor.
Kuşaklar arası geçiş dönemi
"Present Past" (şimdiki geçmiş zaman) adlı araştırma hizmetiyle yaklaşık 11 yıldır Almanların Nazi aile geçmişlerini incelemelerine destek veren Spohr, kendisine başvuranların 20 ile 90 yaş arasında olduğunu belirtiyor. Spohr, "Şu anda sözlü hafızadan kültürel hafızaya geçiş dönemindeyiz. Artık pek çok şey sözlü olarak aktarılamıyor, insanlara soru sorma imkanı azalıyor" değerlendirmesinde bulunuyor.
Uzman, günümüzde sadece torunların değil dördüncü kuşağın da aktif araştırma yaptığını, bu kuşağın çoğunlukla araştırdıkları kişileri hiç tanımadığını vurguluyor. Kişisel etkileşimler zayıfladıkça arşiv araştırmasının daha kritik hale geldiğini ifade ediyor.
Algı ile gerçeklik arasındaki fark
Bir araştırmaya göre Almanların üçte ikisinden fazlası, atalarının Nazi suçlusu olmadığına inanıyor. Yaklaşık yüzde 36'sı aile üyelerini kurbanlar arasında görürken, yüzde 30'dan fazlası atalarının Yahudileri saklamak gibi faaliyetlerle potansiyel kurbanlara yardım ettiğini düşünüyor.
Spohr bu yanıtların çoğunlukla somut bilgiden ziyade duygulara dayandığını, bu tutumun gerçeklikle örtüşmediğini belirtiyor. Uzman, "Bugüne kadar mağdurlar, kurbanlar, isimleri ve kimlikleriyle çok daha görünür oldu. Fail konumundakiler ise hâlâ oldukça belirsiz" değerlendirmesinde bulunuyor.
ABD Ulusal Arşivi'nin bu dijitalleştirme projesi, Nazi dönemi araştırmalarına yeni bir boyut kazandırarak tarihsel hesaplaşma sürecinde önemli bir adım oluşturuyor.





